Tuesday, 25 March 2014

Bir gün Bir DEHB'li ile nasıl geçer dersiniz? * Ölmeden önce yapılması gereken şeylerin arasında imiş* Benden söylemesi...

Düne kadar yanlış bilinenlerin aksine bugün bakın sizlere Sevgili Elgiz Henden'den DEHB yani Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ile ilgili neler anlatacağım.
Genelde çocuklarda daha sık görülen ve büyüklerde bir bastırılmışlık yada artık bir alışkanlık halini alan bu durum aslında düzgün bir ifade ve davranış biçimi geliştirildiğinde kontrol altına alınabilmeyi ve de hayatı çok zorlanmadan yaşamayı sizlere sunuyor.
Biyolojik olarak bazı nöronların eksik olması ve hayat boyu bu kalıcılığın ortadan kalkmaması ile görülen bir durum olarak ortaya çıkar. Normlara uygun olarak tasvir edilen insanların dışında beyinde bir düşünce veya eylem uzun süreli yer almaz. Yani normal insanların bütün gün düşünüp yapabilecekleri şeyleri DEHB'li olanlar sabah uyandıkları saatten kahvaltı öncesine kadar çoktan yaparak birkaç adımdan fazla yol alarak güne başlamış oluyorlar.
Düşünün ki, beynimize yerleştirilmiş 100 tane televizyon var. Norm insan olarak tabir edilen normal insanlarda bu 100 ekranda aynı görüntüyü alırken, DEHB'li olan kişilerde bu 100 ekranın 80-90'nında farklı görüntülerle karşılaşıyorsunuz. Çünkü onlar kendilerinden beklenenden öte birçok emareyi aynı anda göstererek hiçbirimizin yapamayacağı şekilde beyinlerini kullanıyorlar. Bu yüzden de değerli hocam Elgiz Hanım der ki, "ölmeden önce mutlaka bir gün geçirmelisiniz onlarla...." hayatı bir başka anlamlandırmak için....


Yüzyıllar öncesinde de bu problem yada hastalık varmış aslında. Hatta 1865 'lerde kimileri buna kıpır kıpır, 19. yy.'da kimileri çılgın aptallar bile demiş. Fakat bu konuda ispatlanmış tek bir şey var ki, bunun genetik olarak tamamen kişiye geçmesi...
Ayrıca DEHB 'li olmaya kanaat getirebilmek için teşhis konulmada psikiyatri değerlendirme ölçeğinde kişilerin en az 2 yerde bu değeri gösteriyor olmaları ve en az 6 ay izlenmeleri gerektiği teşhisi konulmuş. Fakat hiçbir şeyin çözümsüz kalmayacağı gibi, DEHB'li olmanın da ihtiyaç duyduğu tedavi, anlaşılma ve bilgilenme ile bu teşhisin aşılabileceği.
Şimdi ise gelelim DEHB'lilerin ifade biçimleri ve konuşma dillerine... Eğer böyle davranırsak onlarla daha iyi anlaşabiliriz çünkü :)



Bakın bir de bu DEHB'lilerin aralarında kimler var kimler.....



Tüm bu bilgiler ve güzel anlatımı için Sevgili Elgiz Henden Hocam'a tekrar sonsuz teşekkürler...



Ayırca bu güzel etkinlikte bizlere kapılarını açan ve orada olmaktan çok mutluluk duyduğum Tavsiye Evi'ne de sonsuz teşekkürler....





Umarım birilerine bir katkım ve bir yararım olmuştur yada birilerinin kulağına bir kelime çalabilmişimdir.

Sevgiler,
Şuh-i Fidan













No comments:

Post a comment