Friday, 19 September 2014

Kışa Hazırlıklar Başlasınnn !!!

Yeniden herkese merhabalar,

Oğlanın bu yaz tatilde olması ve sanki bunu fırsat bilerek biraz soluk alıp, dinlenip, kendime vakit ayıracak ve yapmak istediklerimi yapmak için zamanım olmasına fırsatım olacak diye düşünürken, sürekli kafamda dolaşan tilkiler yüzünden ben gene rahat durmayıp yada durun durun bunun tam deyimi "rahat battı" tabiri caizse oturup 1,5 ay önce hafta sonu kışlık domatesler, reçeller ve marmelatlar hazırlamaya başladım.
Hemen koyuldum pazara, domates ve vişne almaya derken biraz dolaştıktan ve kafama göre içime sinen bir yerden aradıklarımı bulduktan sonra epeyce domates ve vişneden ve de kırmızı biberden aldım. Tam bu sırada tezgahın arkasında gözüme ilişen siyah üzüm koruklarını bir leğende kenara ayrılmış görünce ne yapacaksınız bunları? diye satıcı kardeşe sorduğumda satarız abla dedi. Bırak satmayı belli ki kullanmayacağın için kenara bırakmışsın dedim ve tahmini 6 kiloya yakın bu koruklara 2 lira verip pazardan ayrıldım.
Ha bir de unutmadan pazardan vişneleri alırken tezgah başı klasik sen nasıl reçel yaparsın sen ne kadar şeker koyarsın falan filan bir dizi muhabbetin arkasından biraz kafam karışmış oldu ama bakın sonrasında neler oldu :)


Toplam 6 kg vişne istisnasız çekirdek çıkarma aleti ile çekirdeklerinden kurtuldular. :) Bir kısmını yaklaşık 2 kilogramı eşit parçalara bölerek, buzdolabı poşetlerinde deepfreze kışa hazırlık olarak koydum.

Tabi ne olacak geriye kalan bu çekirdekler ve vişne sapları derseniz de onları da ziyan olmasın diye bir tencereye alıp hepsini bir arada hiç şeker ilave etmeden kaynattım. Hafif ekşimtırak ama tatlı-nahoş bir tada erişti. Yazın serinlemek için de güzel bir içeceğimiz oldu.


Sonrasında çekirdekleri ayrılmış vişneleri delikli bir süzgeçte bekletip sularını salmasını bekledikten sonra çıkan suyu bir tencereye alarak yaklaşık 4 kg vişneye 3 kg şeker ekleyerek  kaynatmaya bıraktım. Kaynayıp ağdalaşan vişne suyunun içerisine en son vişneleri de ilave ederek yaklaşık yarım saat kadar da kısık ateşte özdeşleşmelerini sağladım.






 Ve işte sonuç;


Ardından sıra siyah üzüm koruklarına gelmişti. Üzümlerin çöplerini ayırarak bir yıkama kabına aldım ve güzelce üzerlerindeki ilaçtan arındıracak şekilde yıkadım. Ardından bir kapta önce üzüm sonra arasına toz şeker, üzüm ve sonra üzerine tekrar toz şeker olacak şekilde kat kat tüm malzemeyi eşit bir şekilde dağıttıktan sonra kabın üzerini örterek bir gece beklemeye aldım. Burada şekerleri göz kararı ve üzümlerin üzerine serpme yaparak yarı üzümler görünecek şekilde ilave ettim.





 




Sanki bana bakan gözler var !!! :):):) Çok güzel gözüküyorlar yıkama sonrası :)


Bir gece bekleme sonrasında kabın dibine çöken üzüm suyunu bir taşım kaynattıktan sonra üzümleri de ilave ederek yaklaşık 45 dakika kısık ateşte kaynattım. Ardından soğumaya bıraktım ve soğuduktan sonrada kepçe kepçe blenderdan geçirerek marmelat yaptım. Hem çok basit hem çok pratik hem de içinde çekirdekleri olan, kırmızı üzüm olan kan deposu, çocuklar için iştah açıcı, sağlığa oldukça faydalı bir marmelat yapmış oldum :)



Şimdi de sırada yemeklik domates-biber kışlık hazırlıkları var. Tüm domatesleri yıkayarak kabuklarını soydum. Kırmızı biberleri de içindeki çekirdeklerini çıkardıktan sonra yıkadım ve tüm bu malzemeleri birbirlerine karıştırarak robotton geçirip püre haline getirdim. Bir tencereye alarak içerisine hiç yağ ve tuz ilave etmeden bir taşım kaynattım ve soğumaya aldım. Soğuyan bu püreyi buzdolabı poşetlerine birer yemeklik olacak şekilde ilave ederek deepfreze attım. Kırmızı biberleri suda azıcık yumuşatıp kabuklarını soyup o şekilde püreye dönüştürenlerde varmış ve hatta domatesi bile kabuklarını soymadan püre haline getiriyorlarmış lakin ben sadece domates kabuklarını soydum ve biberlerin çekirdeklerini çıkarmakla yetindim.





Ocakta bir yandan vişne reçeli, bir yandan domates püresi hazırlanırken mutfağın halini siz düşünün artık... Bir de akşama eşe iftar sofrası hazırlıkları vardı :)
Ama ben kendim mi böyleyim yaradılışımdan yada çok mu tezcanlı ve hareketli oluşumdan mıdır? bilmiyorum ama isteyince ve hevesli olunca insanoğlunun yapamayacağı hiç bir şey yok gibi sanki. Keşke tüm yorgunluklar, gönül yorgunlukları hep böyle ağız tadında olsa. Ben gerekirse hiç ama hiiiiiç çıkmam mutfaktan sonu böyle olacaksa eğer:)
Hele bir de severek, gönülden ve yaparken -hazırlarken bile şununla bunu pişiririz, bunu şu yemekte onu şunda kullanırım diye 50 tane de şey üreterek bi dolu kafada bunları da düşünerek iş yapınca ne stres, ne yorgunluk ne sızlanma ne dert yanma ne de sıkıntı kalıyor insanın içinde... Mutfak biraz aceleye de gelmiyor, ne ekersen onu biçersin diyor ya atalarımız gerçekten de zahmet, emek ve sabır olmayınca, yaptığın hazırlıklarda kendini öyle gösteriyor ve en önemlisi istenilen damak tadı olmuyor.
Benden ve kışa hazırlıklardan şimdilik bu kadar. Söylemeyi unuttum. Eğer bir oran vermek gerekirse domates ve kırmızı biber karışımı için 8kg domatese 2-3 kg arası kırmızı biber iyi gidiyor.
Bunlarda hazırlıklardan kareler :):):)






 Sevgiyle kalın,
Herkese ağız tadıyla...

Şuh-i Fidan

No comments:

Post a comment