Wednesday, 24 May 2017

Bebek ve Çocuklar için Hangi Ateş Ölçer Tercih Edilmeli? Dikkat Edilmesi Gereken Önemli Hususlar...

Merhabalar,

Şöyle söyleyeyim, anne olduktan sonraki benim için en hassas ve de en önemli konuların başında bebek ve çocuklardaki hastalık sırasında baş etmeye çalışılan “ATEŞ” gelir. Çok korkarım ve hatta çekinirim , olası kötü şeylerin başımıza gelmesinden.  

Aslında iyi gözüken bir şey gibi tanıtılır ATEŞ ... Bebek/Çocuk bağışıklık kazanıyor, vücudu mikroplara karşı direnç sağlıyor. Yüksek ateşte mücadele sanki daha güçlü yapılıyor gibi bilinir toplumda hep. Evet belki doğruluk payı var ama bir de bunun tam tersi ve öylece kötü yaşanmışlıklar var ki, hiç de öyle kendi haline bırakılacak bir durum değil bu konu.


Bu yazıyı özellikle yazıp paylaşmak istedim ki, her şeyin en iyisini ve en güzelini düşünüp, çocuklarımız için yapmaya çalışırken, neredeyse çoğu şeyi yoktan var edip, onlar için alıp, yapmaya çalışırken, varsın üç beş kuruş pahalı olsun ama söz konusu “ATEŞ” ise en iyisi olsun diyerek yazıp, sizinle kullandığım ürünü paylaşmak istedim.

Ayrıca uzun zamandır belirtmek istediğim bir başka husus daha var ki, bilin ki yazılarımın hiç biri ticari bir kaygı içermiyor. Bir firma yada ürün adı veriyorsam bu o ürünü kullandığım ve memnun kaldığım için sizlere verdiğim bir tavsiyeden öte bir şey değildir. Ne firmaların yazdığım yazılardan haberi vardır ne de benim onlardan bir beklentim...

                      

Bu sebeple ve yine gönül rahatlığıyla yazıyorum sizlere bu konudaki tecrübe ettiğim ve şiddetle memnun kaldığım ateş ölçeri. Öncelikle şunu belirteyim ki, kullanmadığım tipte ateş ölçer kalmadı. Makattan mı ölçen, alından mı ölçen, koltuk altından mı ölçen.... Hemen her birini kullandım ama Braun Marka Termoscan bu ateş ölçer kadar hiç birinden memnun kalmadım. Tam hastahane tipi, kulaktan ölçüm, değişebilir başlık, dahili hafıza, kayıt tutma, hazır olduğunda ölçüm için ikaz ışık ve sesli uyarımı ile bence müthiş. Bir tek eleştirim olabilir, sadece gece ölçümlerinde karanlık bir odada iseniz, ölçümü okumakta zorluk çekiyorsunuz. Ama onun dışında 2 kalem pille çalışan fevkaledenin fevkinde bir ürün.

                           
İki oğlumda da aynı ürünü kullanmaya devam ediyorum. Aynı zamanda da dayanıklı da. Bir kez bayağı kötü mermer bir zemine düşürmeme rağmen bile bir şey olmadı. O derece sağlam yani yada benim şansım yaver gitti bilemiyorum JJJ

Bu arada aklımdayken ve unutmadan ateş ölçerle ilgili bir kaç deneyimimi daha paylaşayım sizinle;
  1.          Çocuğunuzun ateş ölçümünü teyit etmek için, kulak başlığını değiştirip, yeni bir başlık takarak, bir de kendi ateşinizi aynı şekilde ölçün ve makinenin doğru ölçtüğünden emin olun. (Eğer ölçüm ile ilgili bir şüpheniz varsa...)
  2.       Eğer bebek yada çocuğunuz hasta, örneğin evde ölçtünüz ateş 39.4 derece çıktı hastaneye gittiniz 38.3 . Bazen böyle durumlarlada da karşılaşabilirsiniz. Bu sebeple doktora ateşle giderken de muhakkak ateş ölçerinizi yanınıza alın ve hem kendi ateş ölçerinizin doğru ölçüp ölçemediğini kontrol edin, hem de hastaneninkinin doğru ölçüp, ölçmediğini teyid edin. Bazen hastahanelerde ateş ölçerlerin kalibrasyon zamanını geçiriyorlar ve doğru ölçemeyebiliyor. Yada illa doktorun ölçtüğü doğru çıkacak diye bir kural yok unutmayın, neticede onlarda manuel ve pille ölçüyorlar siz de. Sizin başınıza gelenler, onlarında başına gelebilir. Bu yüzden muhakkak ateş ölçerinizi her daim yanınızda taşıyın.

Saturday, 20 May 2017

Yabancı Ülkede Nasıl Sosyalleşirsiniz? 30 Madde'de Hayatınızı Değiştirecek Fikirler...

Hindistan Mumbai'den Selamlar,

"Namaste"...


(* Resimdeki Ben tabii ki *)

Bu yazım yurtdışında ikamet etmeye başlamış, anneler ve kadınlar için. Tamam beylerde isterlerse okuyabilirler, herkese göre bir şeyler var. Epeydir gene bebek-çocuk yazıları ile devam ediyordum, bu sefer biraz ara verip, kendimize de bakalım istedim.

Buraya geleli tam 5 ay oldu. Geçenlerde düşündüm ve dedim ki kendi kendime, “Hey gidi Fidan, ilk geldiğinde nasıldın? Şimdi nasılsın?”... Harbiden de ama, resmen evrim geçirdim diyebilirim. Şimdilerde Hindistan Mumbai’nin girip çıkmadığım deliği kalmadı, alış-verişlerin aranan gözdesiyim, kim kime ne hediye alacaksa, bir şeye ihtiyacı varsa, pazara gidilecekse, bir mekana gidilecekse aranıp sorulan insanı oldum buralarda...

Bu arada bilmeyenler için yeniden söyleyeyim, evet çok radikal bir kararla, Eşim Emre’ye gelen bir iş teklifini kabul edip, çıktık dünyanın bir ucuna Hindistan’a geldik. Kiiiii, gelene kadar dinlemediğim kötü hikaye ve ülke ekonomisi,yapısı da düşünüldüğünde hastalık vs. kötü serüven kalmamıştı ki, buna rağmen bir büyük cesaret ve riskle çıktık geldik buralara hem de iki çocukla...

Pişman mıyım? Tabii ki de kesinlikle kocaman bir “HAYIR”. Ben burada her yerde olduğumdan çok daha mutluyum. Neden mi? En büyük dua mabedim “Ailem”le birlikteyim. En başta mutluluğuk kaynağım bu. Sonra, sonrasına gelince Hindistan benim yeni taktığım adla “Farkındalıklar Ülkesi”... Burada insan ölürken bile huzurlu ve mutlu ölüyor. Seveni çok seviyor ama sevmeyeni de asla sevmiyor. Neden mi? Önyargılarınızı da çantanıza atıp gelirseniz, burada münkün değil mutlu olamazsınız, hele bir de pislik, hastalık, afedersiniz ot, b.. kafaya takarsanız da kafayı yiyip gidersiniz buradan. Ben şöyle söyleyim, ölüyorum burası için ölüyorum.

Aşk,huzur,felsefe,inanç,meditasyon,sevgi,bağlılık,mutluluk,ilahi güce olan yakınlık çabaları, festivaller, tatiller, yoga,doğa,... nesi nesi yok ki...  Şükür bin şükür diyorum her günüme...

Peki gelelim ben buralarda nasıl dikiş tuturmaya başladım kısmına. Şimdilerde kaçırdığım festival, organizasyon,etkinlik,kermes,açık alan organizasyonu,... kısacası hiç bir şey yok gibi. Gibi de gel de iki çocukla hepsine katılmaya çalış. Arada kaçırdıklarım da oluyor çokça :):):)


Peki nasıl oldu da, kendimi buralılar gibi her şeyin içinde buldum. Gelin size de hangi ülkeye giderseniz gidin, işe yarayacak trick-trackları vereyim JJJ Ama valla sonra rehberlik ücretimi alırım... Hesap numaramı aşağıda veriyorum... :):):) 

  1. Akıllı telefon kullanıyorsunuz, yapacağınız öncelikli iş bulunduğunuz ülkenin saat dilimine geçtiğinizden emin olun.
  2. Google harita konumunuzu bulunduğunuz yere göre ayarlayın.
  3. Facebook kullanın ve ana sayfadaki etkinlikleri günlük olarak takip edin. Çünkü bu sosyal ağlar sizden, bizden akıllı hemen bulunduğunuz yere göre yani ülkeye göre nerede ne etkinlik var, tüm açık-kapalı etkinlikleri sizin için ayağınıza kadar getiriyor diyemiyorum ama gözlerinizin önüne seriyor.
  4. Yine bir diğer popüler sosyal medya kanalımız instagram. Hesabınızı açtığınızda yine eğer hesap ayarlarınız kapalı değil ise reklam ve sponsor haberlerini almaya, hemen hemen her türlü mağaza, restaurant,hastane,alış-veriş yeri ve çok çeşitli etkinliklere bu kanalla da ulaşabiliyorsunuz.

Friday, 19 May 2017

Hangi Tip Kanguru Seçilmeli? Kanguru Seçimi Yapılırken Nelere Dikkat Edilmeli?

Merhabalar,

Gelelim bir başka önemli meseleye, yani kanguru seçimine... 

Bebeğiniz doğduktan sonra değişmeyecek önceliklerinizden biri de kanguru olacak. Neden mi? ilk zamanlarda bilinenin tersine yani bebeğin kucağa alışması, kucakçı olması gibi görüşlerin tabansız iddialarına karşı, bebek ve annenin ten teması ve hatta sürekli bir arada kucak kucağa olmaları bilakis aralarındaki bağı güçlendireceği gibi, duygusal gelişimin, farkındalığın ve güven duygusunun da birliktelik bağları içerisinde gelişip, kuvvetlendiği sonucuna bir çok çalışma ve bilimsel yaklaşımla varılmıştır.

Eskiden herkes, şimdilerde bizler kadar şanslı mıydı dersiniz? Hiç zannetmiyorum... O zamanlar tarlalarda, köylerde çalışan kadınlarımız doğumlarını bile bir ağaç altında gerçekleştirirken, nerede bulsun şimdiki modern kanguruları, yok efendim lastik kumaşlı adı bilmem neyse bebeği sarıp, anneye bağlayan envai çeşit şeyleri...





O dönem yoklukta, uzun kollu gömleğini, yatak çarşafını, kocanın eski pijamalarını kadınlar, işte bu kanguru dediğimiz şeyler için kullanıyor, çalışmak da zorunda oldukları için, bebeleri kendilerine bağlayıp, tarlaya, bahçeye, tütüne gidiyorlardı. Şimdi Hindistan Mumbai’de yaşıyoruz, ancak inanın burada hala halk böyle yapıyor. Sokaklarda kadınlar bizlerin şimdilerde bebelerimizin poposunu sildiğimiz kolonyalı mendil markası yada bebek bezi ve türevlerini düşünüp tartışırken, onlar burada çocuklara hiç bir şey giydirmeden gezdiriyorlar. Ellerindeki ter bezi ile alın terini sildikleri gibi, çocukların sümüklerini, hatta yemekten sonra kirlenen ağızlarını bile aynı bezle silip geçiyorlar.


Yani demem o ki hanımlar, elbette teknoloji ve hayat yerinde saymıyor ve ilerliyor, bizlerde çağın getirdikleri ile hayat kalitemizi ve standardımızı değiştiriyoruz ancak çok da abartmamak lazım gibi diye düşünüyorum. Yani kangurunuz yoksa da dünyanın sonu değil, bir lastik çarşafa bile bebeğinizi sarıp, mis kokulu kucağınızda gezdirebilirsiniz.

Hangi anne istemez sanıyorsunuz çocuğuna daha iyisini sunmayı? Ama sunamadı diye de iyi bir anne olamadı demek doğru olmaz sanırım. Biraz da bazı şeyleri abartan ve piyasayı bu derece hareketlendiren bizleriz diye düşünüyorum. Ve bu zaafiyetimizi gören ticari faaliyetlerde hemen boşluğu her geçen gün yeni bir şey icat ederek dolduruyorlar, sağolsunlar...

Neyse gelelim biz gene konumuza; eğer evde kendi imkanlarınızla bir kanguru icat etmek yerine yeni bir kanguru almak isterseniz; “Hangi tip kanguru seçilmeli?”’yi gelin beraber inceleyelim;

Saturday, 13 May 2017

Peki Bebekler için Yürüteç mi yoksa Hoppala mı? Nedir İkisi Arasındaki Farklar? Hangisi Tercih Edilmeli yada Edilmemeli mi?

Merhabalar,

Öncelikli iki çocuklu bir anne olarak yine sizlerle ilginç bir deneyimimi paylaşmak istedim. İlk oğlum Ali Kerem yaşını yürüyerek karşılasa da, ikinci oğlum Mazhar Alp bu kadar aceleci davranmadı. Biraz tembellik ve rahatlık vardı :) Bulmuştu işin kolay yolunu, poposunun üzerinde emekleye emekleye bütün evi dolaşıyordu. Gene de hakkını yemeyeyim oğlumun 14 aylıkken yürüdü :):):)

Tabii bu süreçte hafif kaygılansak da, hemen herkes gibi aynı soruyu ben de yönelttim Çocuk Doktoru'muza... Neden yürümüyor? Acaba bir yürüteç mi alsam, yürümeye teşvik etmek için? Ne yapsak acaba dedim?

- Dur yahu dedi. Her çocuk bir değildir. Kardeş bile olsalar kıyaslama yapma, bırak istediği zaman yürüsün çocuk. Elbet vakti gelince yürüyecek o da, ne acele ediyorsun dedi.

Anneanneme soracak olursanız; Dur kızım daha Allah ona daha izin vermedi, elbet günü gelecek, yürüyecek bak bakalım o zaman tutabilecek misin ? :):):) 

Aslında her iki söylemde aynı kapıya çıkıyor, vakti gelince her çocuk yürüyecek... Korkmayın, panik yapmayın, telaşlanmayın.... O zamanlar araştırırken 2 yaşına kadar bile yürümeyen çocuk duymuştum. Demek ki, vardı bir zamanı...

Peki bu konuda ne yapmalı ne yapmamalıydı?



Ancak gelelim konumuza, daha doktora "yürüteç" kelimesini ettiğimde... -"Hayır Fidan" dedi. Neden dedim? 
  • Yürüteçler çocukların uzun süreli oturabileceği, vakit geçirebileceği alanlar değildir,
  • Yürüteçler uzun süreli kullanımlarda kalça kemiği çıkığına sebebiyet vermektedir (Kalça yapıları tam gelişmeden, tüm vücut ağırlığının simetrik ya da asimetrik olarak kalçalara yüklenmesi sonucu kalça problemleri oluşabilir.)

ANNELER VE ANNE ADAYLARI! GELECEKTEKİ SİZE MEKTUP GÖNDERMEYE HAZIR MISINIZ?


Arçelik’in gözünde tüm anneler kraliçedir.
Anneler günü’nüz kutlu olsun!
Anneler ve anne adayları!
Gelecekteki size mektup göndermeye hazır mısınız?
Bu sayfadan gelecekteki bir güne mektup yazın, hem bugünden geleceği düşünmek için kendinize zaman ayırın hem de kendinize gelecekten bakma imkanı yaratın. “Anneyim” ya da “Anne olacağım” butonlarından birine basın. Mektubu doldurun. Gelecekte bir tarih belirleyin. Size o tarihte kendinize yazığını mektubu gönderelim.

İnsanın düşünceleri her gün değişiyor. Hele ki anne olmak insana bambaşka bir duygu kazandırıyor. Bu mektubu göndererek bugünkü hislerinizi gelecekte de hatırlamak ve geçmişteki hislerinizle o günkü hislerinizi karşılaştırma fırsatı bulacaksınız.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Tuesday, 2 May 2017

Ev Tipi Oyun Halısı Seçimi ve Dikkat Edilmesi Gerekenler !!!

 Merhabalar,


Yine başka bir muamma konusu olan,akılları karıştıran ve ebeveynleri saatlerce mağazada seçimi ile oyalayan başka bir bebek ekipmanına geçelim yani “Oyun Halısı ve Seçimi” konusuna...


Niye böyle diyorum ve yazıyorum, Ali Kerem’im yani ilk oğlum dünyaya geldikten sonra, ana kucağından hariç, rahat dönebilsin, oyun oynayabilsin, zeka,motor,fiziksel ve duygusal becerilerini geliştirebilsin (çok teknik oldu bu kavramlar ama en popüler ve trend isimleri böyle) diye böyle bir oyun halısı alalım dedik. Ve kalktık bir bebek mağazasına gittik, alalım seçelim derken 2,5-3 saatimiz aslında bu çok basit gibi gözüken bir oyun halısı seçimi için gitti.

Sonrasında biz halıyı aldıktan bir kaç hafta sonrasında hediye olarak başka bir oyun halısı gelmesin mi? JJJ

Gelelim şimdi ev tipi oyun halısı almanın avantajlarına;
  • Siz evde kısa süreli de olsa başka bir iş ile uğraşırken, bebeğiniz kendi kendine bu halı üzerinde vakit geçirebiliyor,
  •     Kafasını dik tutma, dönebilme kabiliyetlerini geliştirmesi için yardımcı oluyor,
  • Duyusal ve zeka gelişimi için objeleri tanıma, onlardan çıkan sesleri algılama ve bu ikisi arasında bir bağ kurmasını sağlıyor,
  • Eğlenceli vakit geçirmesini sağlıyor,
  •  Eğlenirken öğrenmesini de geliştiriyor,
  •  Farklı dokulardan oluşan objelere dokunarak, dokunma duygusunu ve her nesnenin farklı bir dokuya sahip olduğunu anlamasını sağlıyor,
  •  Objeleri tutma ve el-göz koordinasyonunu geliştirmesine yardımcı oluyor,
  • Objeleri elle kavrayabilme ve uzun süre tutabilmesine olanak sağlama( el kaslarının gelişimine destek sağlaması),
  •  Renkleri tanımayı kolaylaştırma,
  • Objeler yada görseller arasında karşılaştırma yapabilme,
  • Tüm bu özellikler sayesinde zeka gelişimi, motor becerileri, fiziksel ve duygusal becerilerinin de gelişimine katkı sağlıyor,
  •  Bebeğe bir yaşam alanı sağlanarak, sınırları belli olan bu halı içinde, kendi kendine güvenle ve hep aşina olduğu bir ortamda oynayabileceği bir ortam sağlamanın verdiği güven duygusu ve
  •  Misafirliğe gittiğinizde istediğiniz yere açabiliyor ve çocuğu top gibi kucaktan kucağa gezdirmek yerine ona da bir yaşam alanı sunma imkanı vermektedir.

Peki Ev Tipi Oyun Halısı Alırken Nelere Dikkat Etmeli?

Yeni Nesil Yatay Derin Dondurucu UED 210 A++


Üstten kapaklı derin dondurucuları kullanmanın çok pratik olduğunu biliyor muydunuz? Kendim de denedikten sonra, bunun doğru olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Derin dondurucu satın almadan önce, hangi marka olacağına çoktan karar vermiştim: Uğur Soğutma. Türkiye’nin ilk derin dondurucusunu üreten firmadan başka bir tercih zaten yapamazdım. Ancak model konusunda kararsızdım. UED 210 A++ isimli yeni modeli görünce, denemeye karar verdim. Rahatlıkla söyleyebilirim ki hiç pişman olmadım ve bir derin dondurucuda aradığım her şeyi bulabildim. 


UED 210 A++ üstten kapaklı, yani yatay bir derin dondurucu. Kapağın üstte yer alması, müthiş bir kullanım kolaylığı sunuyor. Besinleri üst üste istifleyerek hem yerden kazanıyor, hem de depolama alanını maksimum verimlilikle kullanabiliyorsunuz. Sade, dayanıklı ve ergonomik bir tasarımı var. Hani “nesiller boyu kullanabilirsiniz” derler ya, derin dondurucuya bakar bakmaz aklınıza bu geliyor. Kapakta yer alan aydınlatma sayesinde, içini rahatlıkla görebiliyorsunuz. İçi demişken, tel sepet kullanarak daha düzgün bir şekilde istifleme yapmanız da mümkün oluyor. 


Ancak UED 210 A++ modelinin asıl ilgi çekici yanları, iç hacmi ve yalıtım üstünlüğü. Derin dondurucunun iç hacmi tam 190 litre. Ne kadar kalabalık bir aile olursanız olun yeterli gelecek bir büyüklük bu. Birden fazla aileye rahatça yetecek miktarda besin ve gıdayı, -25 derecede mevsimler boyu saklayabiliyorsunuz. Yalıtımı ise kelimenin tam anlamıyla mükemmel, hatta o kadar iyi ki, elektrik kesilse bile içindeki gıdaları tam 48 saat boyunca koruyabiliyor. Ses seviyesi ise son derece düşük, sadece 38 dB. Bir fikriniz olması için söyleyeyim, buzdolaplarının ses seviyeleri 40 db’den başlıyor. Yani çalışırken hemen hemen hiç ses çıkartmıyor. 
A++ enerji sınıfına ait olması da, bir başka avantajı. Hiç kapatmadan kullansanız dahi, elektrik faturanız gereksiz yere kabarmıyor. UED 210 A++ yatay derin dondurucu modelini satın almak için evinizden çıkmanıza bile gerek yok; https://satis.ugur.com.tr/item/ued-210-a/100005 adresinden 12 taksitle sipariş verebiliyorsunuz. 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Saturday, 29 April 2017

Ev Tipi Ana Kucağı Seçimi ve Önemli Bilgiler !!!

Merhaba,

Gelelim gene akılları karıştıran, ama çocuk doğduktan sonra olmazsa olmaz alınması gereken bir başka şeye yani Ev Tipi Ana Kucağı Seçimi’ne...


Neden alınması gerekli avantajları ne derseniz?

Çocuğu bütün gün kucağınızda gezdiremeyeceğiniz için, fizyolojik olarak rahat etmesi amacıyla ergonomik ve belli bir kilograma kadar taşıma kapasitesi olan ana kucakları;

1.     Bebeğin konforu ve rahatı için,
2.     Müziklerle eğlenceli vakit geçirebilmesi için,
3.     Oyuncakları ile oynayarak vakit geçirebilmesi için,
4.     Işıklı ise, renkli yanıp sönen ışıklar ve müzik eşliğinde rahatlaması ve oyalanması için,
5.     İstenildiği takdirde ancak sıklıkla olmamak kaydıyla uyuması için,
6.     Desteksiz oturduğu dönemlerde ayarlanabilir oturma pozisyonu ile yemek yedirilebilmesi için,
7.     Hareketlenmeye başladığı dönemlerde koltuk ve kanepe üzerinde bırakılamayan bebekleri oyalamak için gereklidir.

Peki ana kucağı alırken dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

En ama en öncelikli dikkat edilmesi gereken şey, lütfen böyle bir niyetiniz var ve ana kucağı alacaksanız, almaya giderken bebeğinizle birlikte gidin. Hepsine yada beğendiklerinize bebeğinizi oturtturun ve hangisinde daha rahat ettiğini, konforunu ve biraz da onun yönlendirmesini dinleyin, size düşen sadece aşağıda bahsettiğim teknik konulara dikkat etmeniz...

1.     Aslında sizden çok burada çocuk seçici gibi gözükse de bazı çocuklar bu tip ana kucaklarının titreşimli olanlarında oldukça rahat edip, uyuyabiliyor ancak her çocuk için geçerli değil yani titreşimli değilse bile dünyanın sonu demek değil.
2.     Bazıları sağa sola, yukarı aşağıya bir titreşim eşiğinde sallanıyor, bence gereksiz lüks, sonuçta bu bir beşik değil sadece çocuğun güzel vakit geçirip, tabiri caizse tıpkı kendini ana kucağında gibi hissedebileceği bir şey.

Friday, 28 April 2017

Çocuğum için Hangi Mama Sandalyesi'ni Almalıyım?

Selam,

Yine ben ve bu sefer bambaşka bir konu... Tam da bu konu üzerine bir ürün geliştirmiş, sonra da patentini almış ve hatta şimdilerde de satışını yapan biri için mama sandalyesi ne olursa olsun, yeter ki bebeklerin karnı doysun sloganımla sizlere MAMAPED'i bir kez daha hatırlatayım (MAMAPED marka olarak da ürün olarak da tamamen benim tasarımım bir ürün olup, tanıdıktan ve kullanmaya başladıktan sonra bırakamayacağınız bir ürün olacak. daha detaylıca incelemek isterseniz buyurun tık tıkkkk....) ve ardından da mama sandalyesi seçimi konusundaki görüşlerimi yazayım istedim. 


Ali Kerem'de başlayan acemilik dönemini üzerinden atmış ve Mazhar'la devam eden mama sandalyesi maceramızda ilk deneyimden sonra ne kadar da anlamlı ve yerinde bir karar verdiğimizi anlayan bir anne olarak şimdi sizlere durumu şöyle özetlemek isterim.

Bebeklerde katı gıdaya geçiş en erken 4 aylıkken başlayıp, zamanı beklediğinde 6 ay ve sonrasında devam eden bir süreç olarak değerlendirildiğinde, 4-6 aylık arası bebeklerin daha tam destekli ve kendi kendilerine de oturamadıklarını da düşünürseniz;

1. Alacağınız mama sandalyesi, bir çok pozisyon alabilir, istenirse hafif eğimlendirilebilir yada yatırılabilir olmalı,

2. Mama sandalyesi oturak kısmında olmazsa olmazlardan en önemli şey, bebeğinizi yada çocuğunuzu düşmeye karşı koruyacak olan güvenlik kemerlerinin olması. Her şeyi atlayın ama bunu atlamayın lütfen...

3. Bir diğer önemli güvenlik unsuru da; mama sandalyesinin ayaklarının sağlam, dengede ve iyi bir şekilde yere bastığından emin olun. Bebeğiniz yada çocuğunuz biraz daha hareketlenince kendini geri atmak isteyecek, sallanacak, mama sandalyesinden kalkma çabalarına girecek ve bu süreçte mama sandalyesinin dengede ve ayaklarının üstüne sağlam basıyor olması oldukça önem kazanacak.

Thursday, 27 April 2017

Yabancı Bir Ülkede yada Ülkemizde Ebeveynler ve Ana Okuluna Başlayan Çocuklar için Müthiş Bilgiler / Sadece Bu da Değil Hepimiz İçin Faydalı Bilgiler...

Hindistan Mumbai'den Merhabalar,

Geldiğimizin 3. haftası ve 3. Pazartesi'si olan 16.01.2017 tarihinde Ali Kerem'i, yaptığımız okul araştırmaları neticesinde en uygun fiyatlı, eve ve işe en yakın olan, konum ve yer olarak da bir çocuğu mutlu edebilecek bir bahçe, açık alan ve sistematik bir düzene sahip ve yine uluslararası bir okul olan Alman Okulu'na verdik.


Okula verdik deyince de yanlış anlaşılmasın, ana okuluna verdik :) Türkçe'den başka bir dil bilmeyen, bilmediği ülkede, bilmediği okulda, bilmediği arkadaşlar ve öğretmenlerle yeni bir düzene adapte olmasını sağlamaya çalışmakla başladı ilk günlerimiz....

                                             


Bu süreçte yaşadıklarımızı özetlemek, öğrendiklerimizi anlatmak, çıkardığımız sonuçları paylaşmak adına da bu yazıyı şimdi sizlerle paylaşıyorum. İlla çocuğunuzun yabancı bir ülkede olması gerekmiyor aslında bazı ana sonuçlara varmak için, bu yüzden herkesin okuyup, kendince ders çıkarabileceği,başka bir ülkeye taşınma yada taşınmış olan ebeveynlerinde yaşadığı sorunlara ışık tutabileceği çok güzel şeyler var bu yazımda. Hem okullar için, hem çocuklar için ve hem de tabii ki biz ebeveynler için...

.....



Hem de hiç kolay olmadan başlamışken...

1. Gün:

" Kesinlikle okula gitmeyeceğim Anne..."
"Beni evde bırakın siz ne yaparsanız yapın!!!"
"Ben buradaki hiç bir okulu sevmedim."
......

Wednesday, 12 April 2017

Daha Uzun Süre Anne Sütü ve Ülkemizdeki Anne Sütü ile ilgili Bilinen/Bilinmeyen Her Şey için Hadi Sende Anketimize Destek Ver !!! ve Bir Umut Işığı Ol....

Merhabalar,

Uzunca bir zaman önce başlattığım ve bir çok blog yazımda da bahsettiğim bir konu var ki, oldukça hayati bir önem taşıyan "ANNE SÜTÜ". Çoğu anne adayının daha gebelikte tasasını taşıdığı, acaba;


(*** Bu fotoğraf ne de güzel anlatıyor aslında ANNE SÜTÜ ile ilgili her şeyi... Gördüğüm andan beri çok şey var aklımda yazılacak ve anlatılacak. Ama sadece ben değil, hep beraber anket sonuçları ile yazacağız, kendi ülkemizde neler olup bittiğini, kimlerin başından neler geçtiğini ve bir başka bebeğe nasıl umut olabilirizi? )
  • Çocuğumu emzirebilecek miyim? 
  • Sütüm yeterli olacak mı? 
  • Nelere dikkat etmeyelim?
  • Nasıl beslenmeli miyim? 
  • Günde ne kadar su içmeliyim? 
  • Ne yersem sütüm artar, kalitesi artar? 
  • Emzirirken de pompa kullanmalı mıyım? 
  • Günde kaç kere sütümü sağmayalım? 
  • Sağdığım sütü nasıl depolamalıyım?
  • Çalışmaya başlayınca gün içerisinde ne kadar süt sağmalıyım? 
  • Anne sütü artıp azalan bir şey midir? 
  • Anne sütüne neler etki eder?
  • Ya sütüm yetmezse, bir süt annesi mi bulmalıyım? yoksa
  • Süt bankalarına mı başvurmalıyım?
  • Emzirme kampı nedir?
  • Anne sütünü nasıl arttırırım?
  • Emzirirken hangi vitaminleri kullanmalıyım?
  • Emzirirken besin takviyesi almalı mıyım?...................
gibi gibi bitmek tükenmek bilmeyen soruları taşımaya başlar ve doğumdan sonra da tüm bu soruların içinde kayboluruz. Ve bazen o kadar çaresiz kalırız ki, çevreden ne duymaya başlarsak, doğru-yanlış hepsini de bir bir uygulamaya başlarız. Aslında hepimizin başından geçenler ortaktır ama sanki hepimiz ilk defa bizler yaşıyormuşuz gibi bu sıkıntıları, hayıflanır durur ve ne yapacağımızı bilmeyiz. 


Aslında bende bu sebeple ve bu konudan mevzu bahisle yola çıkarak, bir anket düzenledim. Anketin konusu da "ANNE SÜTÜ"


Bu linki kullanarak ve 2 dakika vaktinizi ayırarak sizlerde bana destek olabilir ve sonrasında yapacağım paylaşımla; aslında "ANNE SÜTÜ " ile ilgili bazı gerçekleri ve yapılan uygulamaları-deneyimleri görerek, birbirimize destek olacağımız bu süreçte belki de birimizin deneyiminden yararlanarak, bu zamana kadar denenmemiş ve yapılmamış bir şeyi keşfederek, birbirimizin kılavuzu olabiliriz diye düşündüm.

Thursday, 30 March 2017

Çocuklarla Başka Bir Ülkeye Ev Nasıl Taşınılır? Nelere Dikkat Etmek Gerekir?

Merhabalar,

Aslında konu eğer yanınızda kıyafetleriniz ve çocuklarınızın oyuncakları dışında bir şey almayacaksanız çok basit. Bizim şirket maalesef diğer uluslararası firmaların izlediği prosedürü izlemeyip, çok büyük bir jest yapmadığından dolayı, biz tin tin valizlere doldurabildiğimiz kadar eşyayı doldurup, çıkıp geldik buraya...



Aslında kulağa çok basit geliyor. "Taşınmak". Az biraz zahmetli ama keyifli görünen bir iş gibi... Valla ne yalan söyleyim, benim için hiç de öyle olmadı. Peki neler yaptık, neyi alıp neyi almayacağımıza nasıl karar verdik, ne getirdik, ne götürdük, neler verdik? Gelin size böyle yazınca iki satırla bitecekmiş gibi gözüken ama toplamda 5 gece 5 gündüzümüzü alan taşınma merasimimizi anlatayım.




1. Eviniz sizin ve kiraya verecekseniz ; bir depo tutup yada kiralayıp, eşyaları paketleyip, yıllık ücreti eşyaların parasının 2 katına yakın bir depoya eşyalarınızı koyacak, yada bir tanıdığınızın deposunu ele geçirme şansını zorlayacak yada eğer bir depo bulamazsınız, yapılacak en basit iş ya bir 2. el eşya alıp-satan biriyle anlaşacaksınız yada etrafa haber yayıp, yeni evlenecek, ihtiyacı olan birilerini bulup, 2. elci abinin verdiği paradan az biraz paraya eşyalarınızı satacaksınız yada ön eleme yapıp, kullanacağını düşündüğünüz eş-dost-akraba-öğrenciye eşyaları pay edecek yada hiç bir bedel düşünmeksizin hepsini bila bedel gözden çıkaracak veya son olarak sokağa kapının önüne koyup gideceksiniz :) Şaka şaka tabii ki de son dediğimi espri olsun diye söyledim. Ancak eşyalardan kurtulmanın yolları bunlar....

2. Eviniz sizin değil, zaten kiracı iseniz de; durumunuz 1. madde ile aynı. Üzgünüm ama bunlar dışında yapacak bir şey yok. 

3. Peki hangi kıyafetleri alacağınıza nasıl karar vereceksiniz;  Sizin içinde, çocuklarınız içinde bu aşamada yapılacak ilk şey, gideceğiniz ülkenin iklim şartları ve yaz-kış aylarındaki ortalama sıcaklık değerlerine bakmak olmalı. Örneğin bizim için Hindistan Mumbai; kışın hiç olmadığı, olsa bile mevsim sıcaklığının 25-30 dereceler arası geçtiği, yazların sıcaklığın 50 dereceyi bulduğu, bunun dışındaki dönemde muson yağmurlarının hakim olduğu bir iklim ve hava sıcaklığını düşünecek olursak, hepimiz kışlıklarımızı hurçlara kaldırarak ve sadece yazlık kıyafetlerimiz ile bir kaç ceket-hırka tarzı eşya alarak geldik buraya. Bu durum işimizi oldukça kolaylaştırdı. Hele bir de öyle iyi bir temizlik yaptık ki, giymediğimiz kıyafetler verildi, küçük gelen kıyafetler verildi kısaca elbise dolaplarımızı baştan aşağıya revize ettik ama bu bile öldürdü bizi diyebilirim.

4.Peki çocukların kişisel eşyaları;  

Friday, 10 March 2017

İstikamet Yurtdışı (Hindistan-Mumbai) Çocuklar !!! Radikal Kararlar ve Çocuklarla İkametgah Değişikliği...

Merhabalar,

Evet başlıktan da anlaşılacağı üzere, radikal kararlar alıp, Türkiye'yi geride bırakarak, Hindistan Mumbai'ye taşındık. Hooop, hadi böyle söyleyince hemen tereyağından kıl çeker gibi kolay olmadı tabii kiii... Bundan sonraki yazılarımda her bir kalemi tek tek gündeme alacağım... 


  • Çocuklarla nasıl ev taşınılır?, 
  • Giderken yanınızda neler alınır?, 
  • Nelere Dikkat edilir?
  • Hiç yabancı dil bilmeyen çocuğunuz bir okula nasıl kaydettirilir ve günleri nasıl geçer?
  • Yine hiç bir dil bilmeyen bebeğiniz doğduğundan beri ona bakan bakıcısından nasıl kopar?, Yeni sisteme nasıl adapte olur?
  • Bilmediğiniz bir ülkede bakıcı seçimi nasıl yapılır?
  • Bilmediğiniz bir ülkede seçtiğiniz bakıcı polis merkezine nasıl kaydettirilir?
  • Bilmediğiniz bir ülkede nerelerden ve nasıl alış-veriş yapılır?
  • Bilmediğiniz bir ülkede bebek-çocuk alış-verişlerinde nelere dikkat edilmelidir?
  • Bilmediğiniz bir ülkede bebek-çocuklar için beslenme alış-verişi nasıl yapılır?
  • Bilmediğiniz bir ülkede çocuklarla yemek yenebilecek yerler nereleridir?, Ne tercih edilmelidir? 
  • Bebeklerde ve Çocuklarda Sıklıkla Karşılaşabileceğiniz Hastalıklar Nelerdir?
  • Çocuklarınızı radikal kararlara nasıl alıştırmaya başlamalısınız?
  • Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü Seyahat Sağlığı Merkez'lerinden birine  aşılarınız için uğradınız mı? 
  • Bilmediğiniz bir ülkede yeni oturacağınız evde ilk düzen nasıl kurulmalı?
  • Siz de İngilizce dışında hiç bir yabancı dil bilmiyorsanız, zorluklar nasıl aşılır? Neler yapılır? Kendinizi nasıl ifade edebilirsiniz?
Ve daha çokçasını yazacağım her gün sizlere.... 

Şimdi gelelim biz nasıl aldık bu kararı kısmına :) :) :) Aslında ülkemizdeki karşık durumlar, her gün karşılaştığımız can sıkıcı olaylar, artık hepsine karşı morfin almışçasına uyuşuk halimiz ve tepkilerimize karşı tepki verememiz çokça etkili oldu. Tabii ki, asıl cazibe bunların yanında ekonomi de idi. Aklımızın ucundan geçmeyen, vatanımızdan 9.450 km uzaklıkta, 

UlaşımMesafeSüre
Araç Yolculuğu9450 Km6 gün 7 saat
Uçak Yolculuğu4236 Km6 saat 8 dakika

Wednesday, 8 February 2017

İşyerinde Süt Sağma ve Saklama Koşulları

süt sağma ile ilgili görsel sonucu
Merhabalar,Genelde sıklıkla karşıma çıkan ve annelerin/anne adaylarının merak ettiği ve şuan benimde içinde olduğum durumlardan birinden yani "İşyerinde Süt Sağma ve Saklama Koşulları"ndan bahsedeceğim size bu yazımda...
Kadınların işi ne zor değil mi? 9 ay karnında taşı, emzir, yedir, içir, kaldır, uyut, altına bak ama en önemlisi de büyüyene kadar kucağınızda ama hep kalbinizde çocuklarınızı taşımak... Zor olanı bu değil tabii ki de ama yeni anne olmuş kadınlar ve hatta genelde kadınlar hayatın bir çok yükünü taşımak zorunda kalıyor yaşamın her döneminde ve bu yükler katlanarak devam ediyor her geçen gün...


Tuesday, 24 January 2017

MAMAPED'i Artık Herkes Tanıyor...

Merhabalar,


Daha önce bahsettiğim ve gününü iple çektiğim gün 4 Ekim 2016 salı günü geldi ve MAMAPED'i geniş bir kitleden davetlilerle beraber tüm basına tanıttık. Benim ilk deneyimim ve ilk girişimim, başından sonuna her şeyinde benim emeğimin olduğu bir proje idi MAMAPED. Hiç bir detayı atlamamak, her ayrıntıya önem vermek ve istediğim gibi bir organizasyon ortaya çıkarmak için çok emek harcadım, zaman harcadım ve elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Sonuç bence çok harikaydı. Aldığım geri dönüşler, bir çok mecrada ürünümün ve organizasyonumuzun takdirle bahsedilmesi benim için en büyük mutluluk, kıvanç ve övünçtü.


4 Ekim Salı günü Zorlu Center Funloft’ta gerçekleşen MAMAPED lansmanına ilişkin basın bülteni ve görsellerimizi sizlerle de buradan paylaşmak isterim.






Türkiye’de ve dünyada ilk kez, hijyen konusunda hassas olan annelerin ihtiyacını karşılamak amacıyla


0- 4 yaş arası,


mama sandalyesi kullanan bebek ve çocuklar için üretilen


‘MAMAPED Mama Sandalyesi Masa Kılıfı’ lansmanı


Zorlu Center Funloft’da gerçekleşti.