Wednesday, 21 June 2017

İşte Anne Sütünü Arttıran Yöntemler !!! Anne Sütü ile İlgili Bilinen ve Bilinmeyen Gerçekler!!!-2

Merhabalar,


Bir önceki yazımda bahsettiğim anketi hazırlarken son bir soru sorayım ve ben dahil tüm annelere ışık olayım istemiştim. Belki benim bildiğimi bir başkası bilmiyordu belki de bir başkasının bildiğini ben bilmiyordum. İşte hepimiz birbirimizden bir şeyler öğrenelim istedim ve çok da uzatmadan bu yazıyı sadece bu anketi cevaplamış annelerin yorumlarıyla tamamlamak istedim. Umarım sizlerinde işinize yarar ve bebelerimize bol bol süt yaparsınız....


İşte bu oğlanda beni emerken uykuya dalan süt kuzum...

İşte Anne Sütünü Arttıran Yöntemler !!! Anne Sütü ile İlgili Bilinen ve Bilinmeyen Gerçekler!!!

" Soru-16: Lütfen sizde deneyimlerinizi bizimle paylaşın... ( Anne sütü arttırma yöntemleri, bu dönemdeki sorunlar, emzirme ile ilgili düşünceleriniz...) Sizin de düşünceleriniz ve deneyimleriniz birilerine ışık tutsun diye lütfen bildiklerinizi hepimizle paylaşın... "  demiştim. 

Bakın sizlerden ne güzel cevaplar geldi? (Aynen ve hiç değiştirmeden tarafsız bir şekilde iletiyorum sizlere görüşleri ancak bazı noktalara dikkat çekmek için altlarını çizerek daha dikkatli okumanızı öneriyorum ...)


Tuesday, 20 June 2017

İşte Anne Sütü Anketimizin Sonuçları!!! Anne Sütü ile İlgili Bilinen ve Bilinmeyen Gerçekler!!!-1

Merhabalar,

Düzenlemiş olduğum anne sütü anketimin sonuçlarını açıklama vakti geldi. Öncelikle değer verip katılan, bilgisini, desteğini, yardımlarını ve görüşlerini esirgemeyen tüm annelere çok ama çok teşekkür ederim. 

Neden mi? ...

Eminim şu an buradan bilmediği bir şeyi öğrenme, anne sütünü arttırma, gelişimine katkıda bulunabileceğini düşünerek öğrendiklerini deneyecek yada internette anne sütü arttırma yöntemlerini araştıran annenin bu yazıya ve sizlerin görüşlerine ulaşarak bir bebeğin hayatına yapacağınız dokunuş yada annelik serüveninde kendine bir şeyler katmasına ve öğrenmesine yardımcı olabileceğimiz birileri yada belki de gebe ama tesadüfen bu yazıyı okuyan bir gebenin doğum sonrasında karşılaşacağı şeyleri önceden öğrenmesine yardımcı olacağız hep beraber. Bu yüzden çok kıymetli ve önemli bu yazı tüm kadın ve anneler için...

Peki bu anketi düzenlemek nereden aklıma geldi derseniz?



Ben de iki çocuk annesiyim ve özellikle ilk doğumum sonrasında yaşadıklarım, ve aynen herkes gibi aklıma takılan bu soruların neticesinde, araştırırken öğrendiklerimi, deneyimlediklerimi, arkadaş tavsiyelerimi, benim bulduğum şeylerle sınırlı kalmayıp, sizlerin de bildiklerinizi, öğrendiklerinizi, bulduklarınızı ve kendinize iyi gelenleri de yazın istedim ki, hep beraber paylaşarak çoğalalım, doğrusunu öğrenelim ve yanlış bildiklerimizi düzeltelim istedim.

İsterseniz öncelikle hangi soruları sormuşum ve karşılığında ne cevap almışım ile başlayalım...

***Aşağıdaki sorulara toplam 133 anne cevap vermiştir. Değerlendirme bu sayı üzerinden yapılmaktadır. Bu güzel annelere cani yürekten teşekkür eder, bu yazıya vesile oldukları içinde kendi adıma şükranlarımı sunarım.


Doğum sonrası salgılanan ilk sütün adı "Kolostrum"dur.



Doğum sonrası annelerimizin %95'nin sütü varmış, ancak %5 annemizin de sütü maalesef gelmemiş. Yani hepimizin sütü illa olacak diye bir şey yok. Geçirilen doğum süreci, sonrasında ortaya çıkabilecek problemler, yaşanan büyük üzüntü, genetik, hormonlardan kaynaklı çeşitli sağlık sebeplerinden dolayı anne sütü gelmeyebilir yada hiç de olmayabilir. 
Ancak unutmayın bu asla sizin suçunuz değil !!!!

Doğumdan Önce Nişan Gelmesi Nedir? Nişan Geldiğini Nasıl Anlarsınız?

Merhabalar,

Bu yazımda herkes tarafından çokça karşılaşılan ve adına "nişan" dense de bu bildiğimiz, evlilik öncesi seramoni ile alakası olmayan ve hem anneyi hem de bebeği doğuma hazırlayan doğan bir olaydır aslında. Halk dilinde bu isimle anılmasının sebebi ise,

Gebeyseniz ve hele ki, hamileliğin son dönemlerine gelmiş, 36 hafta gibi bir zamanı aşmış, artık haftaların hızla geçtiği, bebeğinizin içinizde hızla büyüdüğü, sayılı günlere yaklaşan bir periyoda girdiyseniz, korkmayın, her an nişan’ınınız gelebilir. Yani halk dilindeki adını söylüyorum sizlere... Hamileliğiniz boyunca rahim ağzınızı (serviksi) bir tıkaç gibi tıkayan, enfeksiyonlara karşı bebeğinizi koruyan, sümüğümsü bir madde olan mukusun dışarı atılmasıdır.



Mukus neden çıkmak istedi dışarıya?

Çünkü rahim ağzında doğuma hazırlık için bir takım değişiklikler meydana gelmeye başladı. Rahim ağzı doğuma hazırlanırken önce ne doğru hareket eder, daha sonra esnemeye ve yumuşamaya başlar. Daha sonra da kendini geri çeker ve incelir, kısalır. Daha sonra doğum dalgaları ile genişleyip açılmaya başlar. İşler bu noktaya yani tam açılma noktasına gelmeden önce rahim ağzında bulunan mukus kendini dışarıya atar. Yani tam hazırlık kasılmalarınız başladığı noktada. Hafif pembemsi bir renktedir, peltemsi kıvamdadır. (www.doulannesra.com sitesinden alıntıdır.)


Monday, 12 June 2017

Yeni Doğan Bebek Yoğun Bakım Ünitesi Tecrübem. Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde Anneler Ne Yapıyor?

Şimdi ben bu satırları nasıl yazacağım bilmiyorum... Her şeye söylenecek ve yazılacak çok şeyim var da, sıra doğum hikayesi ve yeni doğan yoğun bakım ünitesi deyince akan sular duruyor valla.

Kalemimi, beynimi ve bedenimi toplayarak, ancak sizlerle şu satırları ve nasıl oldu da biz de yeni doğan bakım ünitesine alındık, bu hikayeyi paylaşmaya çalışacağım.

Şuan bu satırları yazarken gerçekten oldukça zorlanıyorum. İkinci oğluma hamileliğim ilk oğluma göre daha tecrübe kazandığım için, çok daha rahat, keyifli ve pozitif geçmişti. Zaten genelde de gebelik dönemlerimi çok rahat geçirmiştim. Hatta o kadar keyifliydi ki, ben hep öyle kalabilirdim ve yeniden yeniden doğurabilirdim.





İlk oğlumda atlattığım acemilikleri bu oğlumda yapmayacağıma dair söz vermiştim kendime... Hatta bu sefer o kadar da hevesleydim ki, hemen gittim yine çikolatalarını özenerek, bezenerek seçtim, kolonya şişelerini mis kokulu esanslı kolonyalarla doldurdum.  Üzerine “Hoşgeldin Mazhar Alp” yazdım.  Klasik yapılan muhtemel doğacağı yılı yazdırdım.  Çok güzel ve ismine özel bir hastahane takımı yaptırdım. Hatta o kadar özenmiştim ki, eldivenlerinin birinin üzerine kendi ismimin baş harfini diğerinin üzerine de eşimin isminin baş harfini yazdırmıştım. Tulumunun üzerinde de kendi adı yazıyordu. 


Kendime hastahanede ziyaret edenleri karşılamada takacağım çok güzel bir lohusa tacı, terliği ve kol bandı çiçekli işlemeleri yaptırmıştım. Hastahane kapısı, bebek beşiği, benim yatak ucuma konulmak üzere tüller,süsler alıp, diktirmiştim. Mesleğinde gayet iyi bir bebek-doğum fotoğrafçısı ile anlaşmıştım ve kısacası ben bebeğimi tam teşekküllü ve hazırlıklı bir şekilde bekliyordum.

Peki neden mi bunları bu kadar detaylı anlattım? Neden biliyor musunuz? En sonda açıklayacağım nedenini?

Sonrasında doktorum yine bildiği normal doğum isteğimin üzerine giderek ve 40.haftayı da bitirmiş ve ölçümlerle bebeğin kilolu doğabileceği hesabını da yaparak, tam da 40. Haftanın dolduğu Çarşamba günü gel de alalım bebeği dedi. Dedim ya ağrım olmazsa ya suyum gelmezse, olsun ben sana suni sancı vererek yine normal doğurturum dedi.

Peki dedim, sabah kalktım, elimi yüzümü yıkadım, annem ve eşimle hastahane yoluna koyuldum. Kayınvalideler bizde büyük oğlana bakıyor, kısaca herkes görevinin başında.

...

Suni sancı verilmeye başlandı. 2-3 saat geçti doktorum baktı pek ses yok, sonra hastahanede su kesesini patlattı (doğumu hızlandıralım suyun boşalması ile doğum süreci hızlanacaktır dedi), lağman yapıldı, suni sancı dozu biraz arttırıldı ve artıkkk evet, hadi ameliyathaneye dedi...

Tuesday, 30 May 2017

Eyvah suyum mu geldi? Sancı Dedikleri Bu mu? Sancı ve Doğumdan önce gelen "Su" Nasıl Anlaşılır? (Tecrübesiz Anneler İçin)

Şimdi bu yazımı daha önceden anne olan arkadaşlar çok iyi anlayacaklar ama geçenlerde aklıma geldi, ilk hamileliğimde daha gebeyken, bir çok kimsenin söyledikleri hala kulağımda çınlıyor;



“Sancıların sıklaşacak, suyun gelecek ve işte sonrasında hemen hastaneye gidip doğuma gireceksin.”

Hmmm peki oldu, oldu da sancı dediğin nasıl bir şey ?
Adet ağrısı gibi mi?
Çok yemek yiyince kıvranan bir miğde ağrısı gibi mi?
Bıçak saplanmış gibi bir ağrı mı?
İlla sancı mı olması lazım?
İlla su mu gelmesi lazım?
Su mu? Ne suyu? 
Küçük tuvalete çıkar gibi mi? Akıntı gibi mi? Yoksa bardaktan boşalırcasına gibi mi?
Suyun gelmesi demek ne demek?

Nedir bu ağrı diye kendimce konuyu kavramaya çalışıyordum. Şunu söyleyim ki, iki oğlumda da yaşadığım doğum tecrübemle belinizden, göbek deliğinizden, kasıklarınıza kadar şiddetli vuran, daha önce hiç bu saydıklarıma da benzemeyen türde bir ağrı. Anlamamanız yada bu tür bir ağrıyı hiç hissetmemeniz mümkün değil. Dibine kadar sizi kıvrandıran, ben buradayım diyen bir ağrı.

***(Parantez içi şunu da belirtmekte fayda var ki, her kadının vücut dayanıklılığı ve ağrı eşiği bir değildir. Sizin az hissettiğinizi bir başkası çok hissedebilir, size göre çok bir başkasına göre az bir duyarlılıkta olabilir. Nasıl ki, kulağımıza küpe taktırırken kimi çok acıdı der, kimisi de hiç hissetmedim der, işte anlatmak istediğim tam da bunun gibi bir fark...)

 Ancak kulaktan meseleyi açmışken şunu da söyleyeyim ki, lütfen her söyleneni kulağınıza küpe olarak takmayın... Aksi takdirde can yakıcı hikayeler sizi üzebilir, hiç gereği  yok ve dediğim gibi lütfen siz sadece kendi hikayenizin baş kahramanı olun ve başkalarının ne dediği ve ne yaşadığını kulak arkası edin...

Ama “DURUN” ağrı dedik diye panik yapmak, telaş yapmak yok. Adam öldürmüyor... Sadece bu kasılıp, gevşemelerle bebeği  de kendinizi de doğuma hazırlıyorsunuz ve doğal olarak anneliğin ilk zorlu aşamalarından biri olan doğum sınavına da girmiş oluyorsunuz.


 ( * )


Evet ağrı konusunu işledikten sonra şimdi gelelim bir diğer önemli meseleye yani Doğumdan Önce Su Gelmesi meselesine....

Nedir bu su derseniz? Bebeğinizin karnınızın içinde oluştuğu andan itibaren, doğum süreci gerçekleşene kadarki geçen süreçte, her türlü tehlike ve dış etkenlere karşı kendisini koruduğu keseciğin içerisinde yer alan sıvıdır bu “SU”. Yani oldukça mühim ve önemli bir görevi vardır.

Doğumdan önce aniden, daha önceden gelişini hissettirmeden, sizin kontrol edemeyeceğiniz bir şekilde, idrarınızın geldiği haberini alır gibi tuvalete koşar ancak tutmaya çalışsanız da başaramadığınız, bacaklarınızın arasından akan türde bir sıvıdır. Miktarı da oldukça çoktur. Ancak bu kimi durumlarda sızıntı şeklinde, kimi durumlarda da bardaktan boşalırcasına olabilir. İdrarınızı tutmada kendi kontrolünüzü kullanabilirsiniz ancak bu suyu tutmada hiç bir şey yapamazsınız. Yani benim suyum aynen böyle geldi. Bir gece yemekten sonra önce beni bir ateş basmalar başladı, sonra küçük küçük gıdıklarcasına ağrılarım oldu. Oturduğum yerden bir kalktım, çok tuvaletimin geldiğini fark ettim, tuvalete gittim ve hatta giderken suyum gelmeye başladı ve tuvalette de sonlandı. J

Peki bu durumlarda ne yapıyoruz?